Sabah sen kalk, buradan işe git. Olacak iş değil, olacak iş değil…

İnsan Nasıl Delirir

Eskiden müşteri hizmetlerine acırdım. Yazık ya, derdim. Bir sürü insanla uğraşıyorlar. Sinir streste cabası. Lakin bugün anladım ki, asıl insanları delirten, müşteri hizmetleri imiş. İnsanlar boşuna delirip, küfür etmiyormuş.

Kredi kartlarımdan otomatik ödenen faturalarım ödenenemediğine dair mesaj geldi. Çok anlamsız geldi. Acaba, dedim, sistem mi değişti de ödenemedi. Dükkandaki pos makinesinden denedim. Geçersiz işlem, hatası verdi. Çare, müşteri hizmetlerini aramaktı. Nitekim aradım da. Hayret ki, çok çabuk şekilde müşteri temsilcisine bağlandı.

- İyi günler Özgür Bey, ben x nasıl yardımcı olabilirim

- Kredi kartlarım, kapalı gözüküyor ve ben bunun nedenini öğrenmek istiyorum.

- Kontrol edeyim hemen. Güvenliğiniz için bla bla bla

- Bla bla bla

- Hemen kontrolünüzü sağlıyorum. Sistemde blokeniz gözükmüyor Özgür Bey

- Ama işlem yapamıyorum. Pos makinesinden geçersiz işlem kodu veriyor ve müşteri hizmetlerini aradığımda kartınız işleme kapalıdır diyor. Blokem gözükmüyorsa, nasıl işlem yapamıyorum.

- Tekrar kontrol ediyorum. 

- Lütfen

- Kontrolünüzü sağlıyorum. Hayır blokeniz gözükmüyor.

- Hanımefendi, pos makinesinden geçersiz işlem kodu 12 hatası veriyor. 12 kodunun ne olduğunu biliyorsunuz değil mi? Bilmiyorsanız söyleyeyim. 12, kart işleme kapalıdır, hatası demektir.

- Tekrar kontrol edeyim. Kartınızın kesim tarihi 12 siymiş. Gecikme de olduğu için, kartınız işleme kapatılmış. 

- X hanım, bakın 12 si kesim tarihi, 22 si son ödeme tarihi. Son ödeme tarihinden itibaren ödeme yapılmazsa, faiz işler. Kart işleme kapatılmaz. Ki bugün ayın 18i ve benim son ödeme tarihime daha 4 gün var. Bankacılığı ben mi öğretmeliyim size?

- Ben tahsilat servisini bağlayayım o zaman

- ( Derin bir nefes aldım) Peki, dedim. ( Buradaki peki yi küfür anlamında kullandım ama anlamadı sanırım)

- İyi günler Özgür Bey, ben Y. nasıl yardımcı olabilirim

- Kredi kartlarım blokeli ve ben sebebini öğrenmek istiyorum

- Tabi kontrol ediyorum. … Herhangi bir blokeniz gözükmüyor Özgür Bey.

- Ya, lütfen. Aynı şeyleri defalarca anlatmaktan sıkılıyorum. Kar tım blo ke li ve ben ne de ni ni öğ ren mek is ti yo rum.

- Sistem de blokeli gözükmüyor Özgür Bey,

- haysisteminize. Pos cihazından da denedim ve 12 kodu veriyor. Yani işleme kapalı.

- Şubenizi arayınız. Benim yapabileceğim bir şey yok

Şubeyi aradım. Onlarda aynı şeyleri söylediler ve beni tekrar müşteri hizmetlerini aramam için yönlendirdiler. Okkalı bir küfür savurdum. Ama içimden. Tekrar müşteri hizmetlerini aradığımda ise aldığım cevap, tüm kontroller yapıldıktan sonra, 

- Sanırım, sistemde bir yanlışlık olmuş. Hemen düzeltiyoruz Özgür Bey

- Peki otomatik ödeme de faturalarım vardı. Yanlışlığınız sayesinde gecikti. Bunun telafisi nasıl olacak.

- Bu konuda yardımcı olamayacağım. Yardımcı olabileceğim başka bir konu var mıydı?

- Yok,  deyip, kapadım telefonu

Ondan sonra diyorlar ki, müşteri hizmetlerine kötü davranıyorlar. Küfür ediyorlar. onu yapıyorlar, bunu yapıyorlar. Bence o dinlediğimiz, müşteri hizmetleri diyalogları, insanların sabır taşını çatlattıktan sonra, yayınladıkları diyaloglar. 

Canlı, canlı izlemek var bu müzikali ve bu fırsatımız var artık. 22 Nisan 4 Mayıs tarihleri arasında Zorlu Center’da. Daha detaylı bilgi almak için linki 

http://www.zorlucenterpsm.com/etkinlik-notre-dame-de-paris

BIRAKIN BU MASALLARI

Erkekleri anlamakta zorluk çekiyorsunuz değil mi?

Ben de… Bazen anlamıyorum işte. Elimde değil. Erkekler de kadınları anlamakta zorluk çekiyorlardır.

Bana çiçek gönderilmesinden hiç hoşlanmadığımı bile bile bana çiçek gönderen bir kocam var mesela. Kendini öyle şartlamış adamcağız… “Özel günlerde kadına çiçek gönder” mesajı var zihninde. Silip atamıyor. Hâlbuki beni kumpir yemeye götürse daha iyi olacak Ya da teknolojik bir alet alsa mesela… Şarjlı tornavida getirse bana, öyle makbule geçecek ki. Ama hayır o bana orkide gönderiyor sürekli. Ben de çok iyi bakıyorum onlara, çiçeklerin günahı yok nasılsa. Yakında orkide ticaretine başlarım, o kadar çok orkidem var ki. Bu sene kocama orkide göndererek misilleme yapmayı düşünüyorum.

Geçelim…

Şu aşk denen güzel şey sonra sinsice sönüyor ya, herkesin üstündeki örtüler kalkıyor. Evlenmişsin. Halı almışsın, bilmem kaç taksit… Düdüklü tencere, mandal, tabure, ütü peşinde koşmuşsun. Ceviz kaplama masa takımı falan… Leke tutmayan ama sonra nedense leke içinde kalan döşemelik kumaşlar… Aşk mı kalır?

Bir evin içinde sevişeceksin diye eşya aldığını sanmışsın, hepsi seni satın almış… Taksitti, gelecekti, 60 ay vadeli konut kredisi ödeyeyim derken, evdeki dantel örtülere köle olmuş herkes… Bir gece kafanı kaldırıp bir bakıyorsun ki o sevdiğin, aşkından yanıp tutuştuğun değişmiş… Sen de değişmişsin. Bir sürü şey değişmiş. Döşemelik kumaş leke içinde ve artık çıkmıyor lekeler… Sonra at kabahati evliliğin üstüne kurtul!

Yok, öyle oyunbozanlık…

Bırakıyorsunuz birbirinizi…

Çünkü her biriniz diğerini kendinin sanıyor… Hiç olmamışken… Birbirinizin sahipliği haline getirdiğiniz evlilik ilk önce sizi tüketiyor. Kim olduğunuzu, neden orada olduğunuzu, onu neden sevdiğinizi, neden onunla o eve girmek için can attığınızı unutuyorsunuz… Evlilik aşkı öldürür masalıyla süren giden hayatlar… Geçmişte gündelik yaşamınıza coşku katan o aşk, aynı gündelik yaşamda yok olup gidiyor. Peki, hiç evlenmeyip de ayrılanların aşkını kim öldürüyor?

Hadi bırakalım bunları…

Kılını kıpırdatmıyor insanlar o evliliğin içinde… Çaba bile kalmıyor umutsuzluktan. Oysa tüm umutsuzluk size anlatılan bir şehir efsanesi… Aynı adamı, aynı kadını aşkla öpebilirsin, aynı heyecanı hissedebilirsin… Bir düşün!

Onun istediği an o evden çıkıp gideceğini bilseydin ne yapardın kalması için? Bence yapabileceklerini sen bile hayal edemezsin şimdi.

Evlilik bir eşe sahip olmak mı? Tıpkı bir koltuğa sahip olmak gibi… Çok sıkıcı değil mi? Aldığın bir şey… Herhangi bir şey… İnsan aldığı her şeye bir süre gözü gibi bakıyor, sonra umursamıyor. Hele bu kadar tüketime alışmışken…

Neden evlendiysen, şimdi o evin içinde o sebepten duruyorsun… O sebep seni mutlu edecek bir sebeptir muhakkak. O sebep senin kendine büyük fayda sağladığın bir sebeptir.

Ve hayat, harika geçirilecek zamanlar bütünü… Kadınlar şöyle, erkekler böyle, evlilik böyle gibi bir sürü zırva ile zaman geçirme… Her erkek tektir, her kadın tektir, her evlilik tektir…

Ve asıl önemli olan, sen teksin… Bir tane…

Seninle ölene dek bir arada olmayı isteyen biri neden istemiş olabilir? Farkında mısın? Tek sebep gülüşünün güzel olması değildir herhalde, ya da kaşların mı çok hoş, ya da gözlerin mi?

Bul kendini… Aşkı da onunla beraber bulacaksın. Becerirsen şarjlı tornavida benden :)

—Pınar Defne Korkmaz

Günlükten Notlar

* Merhaba

* Düğün zamanı başladı. Düğünlere gitmeyi seviyorum aslında ama sırf gözlem yapmak için. Çok enteresan olaylar oluyor düğünlerde. Lakin bizim düğünlere gitmeyi sevmiyorum. Çünkü akrabayu talukat, beni evlendirme derdinde. “Huu, herkes evlendi sen ne zaman evleniyon” “Kısmet”, “Hadi bul birini de evlen artık” “Kısmet” “Yaşın geçiyor, tohuma kaçacan evlensene sende artık” “Kısmet” Artık herkese kısmet diyorum. Çok sıkıldım, çünkü, savunma cevapları vermekten. 

* Zaten, Türkiye’nin yükünü taşıyoruz. Türkiye 34 OECD ülkesi arasında emeğin maliyeti üzerindeki vergi yükü itibarıyla 16’ncı oldu. Türkiye bekâr işçilerin sırtına en fazla vergi yükü bindiren ülke ilan edildi. Türkiye’de bekârlar sadece“vergi yükü rekortmeni” değil aynı zamanda “artan oranlı vergi” uygulaması en fazla çocuksuz bekârlar üzerinde yapılıyor. Bende diyorum, neden uzun zamandır, omuzlarımda yük varmış gibi hissediyorum. Zorla evlendirecekler adamı.

* Uzun zamandır canım, Mordor ateşinde pişirilmiş, ejderha yumurtasıyla kahvaltı etmek istiyor.

* 15 senedir satış elemanlığı yapıyorum. Çeşit çeşit insan tanıdım. Kapıdan girenin, alışveriş yapmak için mi geldiğini, yoksa gezip, fiyat araştırması mı yaptığını bir şekilde anlayabiliyorum. Nasıl anladığım ise, satış elemanları arasında meslek sırrı. ( Yok öyle bir şey tabii ki, ben de bilmiyorum) Uzun süre satış elemanlığının yanında ön muhasebeyi de yapınca, ister istemez fiyatları ezberliyorsunuz. Lakin müşteri fiyatları ezberlediğimize inanmak istemiyor. 

- Bu ütü masası ne kadar

- 75 lira

- Kurutmalık ne kadar

- 20 liradan başlıyor, 75 liraya kadar kurutmalık var

- Çamaşırlık?

- 10 lira bunlar, 20 lira şunlar

- Ya bu tava?

- Bir dakika ona bakmam lazım. Yeni geldi. Fiyatlarını henüz girmedim.

- Bence sen fiyatları sallıyorsun

- Neden sallayayım ki?

- Onları tıkır tıkır söyledin Bunu söyleyemedin.

- En çok sattığım ürünleri soruyorsunuz. Onları ezbere biliyorum. Alışkanlık oluyor. Fiyatları giren de benim çünkü. Ama en son sorduğunuz ürün yeni geldi ve fiyatını henüz girmedim. Girmediğim fiyatı da takdir edersiniz ki bilmem mümkün değil. 

- Bence hepsini bilmelisiniz. Neyse Pazar günü açık mısınız? Şimdi fiyat öğrenmek için geldim. Bugün müsait değilim. Hafta sonu alacağım

- (Boğ, boğ, boğ. Sakin ol gülümseni yapıştır suratına)  Hayır açık değiliz. Cumartesi günü açığız.

- Tamam, gelebilirsem gelirim. 

- Peki. İyi günler

image

Sosyal mesajımı da vereyim. Gideyim

* Hadi Isengard’a ışınla beni Skati

İşte, palyaçolardan nefret etmemi sağlayan karakter. Allah cezasını versin, sirke gidemiyorum hala

İşte, palyaçolardan nefret etmemi sağlayan karakter. Allah cezasını versin, sirke gidemiyorum hala

Bir an önce bitsin…

günaydın

Kahve molası

Kahve molası